online pharmacy usa

Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image
Scroll to top

Top

Ahkam kesilmemiş

Jandarma Er Eren A. İstanbul, bir konu arz edebilir miyim komutanım!!!

Bir önceki post’umdaki tahminlerimi doğru çıkartan Trabzon İl Jandarma Merkezi, reklam piyasası açısından beklediğim kadar kurak bir yer. Seyredilen hiç bir şeyin anlaşılamadığı bir TV’nın bulunduğu yemekhanemizden başka hiç bir iletişimimiz yok gerçek dünya ile. Ama tam da tahmin ettiğim gibi tüketici alışkanlıkları A.K.A. yurdum insanının tüketim ve genel alışkanlıkları konusunda beni beslenmekten hiç geri kalmıyor asker ocağım.

Haftaya yapılacak dağıtımımda eğer komunikasyon yönündne daha gelişmiş bir karakola gönderilmezsem. Blog yazılarım 5 buçuk ay süresince günlükten bozma bir hal alacak.

Kusuruma bakmazsınız diye düşünüyorum. Nitekim sizi koruyorum.

Ufkum genişlemenin ötesinde bir boyut kazandı. Yurdum insanını tanıdığım kadar kendimi de tanımış hatta kendimle tekrar tanışmış oldum. Ben kendimi böyle bilmemiş, kendimi böyle tanımamıştım. Gizem söylemişti “askerlik seni değiştirecek” diye. İnanmamıştım.

Gerçi değişmeyen özelliklerimden biri olarak sik sik etme durumum hala dört nala, dolu dizgin devam etmekte. Mesela bugün çarşıya çıktık, çıktık da ne oldu. Bir aydır her eğitim günü yalvara yakara beklediğimiz yağmur bu sabah yağmaya başladı. Son bir aydır yok silahlı sürünme, yok tören yürüyüşü, yok “tekmil ver”, “içtima var beyler” diye bağıran adamlara eşlik eden 30 küsür derecelik sıcaklık kıçımızdan ter damlatırken ve amele yanıklarıma amele yanığı katan güneş ensemizden eksik olmazken uğramayan yağmur bula bula bu bugünu buldu. Bu arada şu lafın doğrusu içtimaymış ama herkes iştima diyor. Nedenini bir türlü çözemedim.

Ayrıca sürünmekten bir hal oldum. Durmadan cezalandırılıyorum. Kolumdaki dövme yüzünden birlikteki en popüler sima benim. Kolumda “Erleichda” yazıyor. Anlamını soran komutana, çok fazla ayrıntıya girmemek için “Rahatla demek komutanım, Almanca” dediğimden kelli artık “Rahatla gel lan buraya”, ” Şalke 04 nerede?” ya da “Kanadalı” gibi çeşitli komutlarla çağırılıyorum, Uzman Çavuşlar tarafından. Yıl 2009 ve adamlar sanki ilk defa dövme görmüşler gibi davranıyorlar.

Ayrıca Trabzon denilen yerde Ramazan dolayısı ile yemek yenecek tek bir yer yok. Sokakta sigara içenlere taş atıp küfür eden apaçi gençler de cabası. Cafe Kahve Rengi isimli bir yer bulduk. 20 küsur gündür (dikkat edin daha şafak falan saymıyorum) sucuklu yumurta hasreti ile yanıyordum. Tam sevindim. O da kursağımda kaldı. Yumurtanın sarılarını patlatıp getiren garsona içimden büyük küfürler ettim.

Ayrıca bu “çarşıya çıkma” atraksiyonu beni çok fena bunalıma soktu. Bu mu bir aydır beklediğim nane? Yani bütün bir ayın en eğlenceli, beklenen olayı bu mu? 5-6 saat yarı kapalı ceza evinden çıkıp etrafta 8 tane herif, 1 numara kazınmış saçlarla dolanıp, sonunda 140 kişi ile yattığımız koğuşlara geri dönmek mi? Hadi yine yemin türeninden sonra “annemgiller” (asklerlik benim jargonumu da değiştirmek üzere) ve nişanlım Gizem (evci çıkarken komutana böyle yalan söyledim, Gizem’in çok hoşuna gitti) geldi ziyaretime o yüzden o haftasonu şahaneydi ama şu an çok fena bir halet-i ruhiyedeyim.

“Benim burada ne işim var?” son 1 ayın en çok sorulan sorusu oldu. Şimdi Twitter’a falan bakıyorum. Entel dantel arkadaşlarımın bahsettiği konular o kadar uzak geliyor ki. Ben daha çok Arda’nın 30 milyon yüro edip etmeyeceği ya da alaya kaçak Karadeniz pidesi gönderen pidecilerin ne kadar çok para kazandığı, kaç gündür yıkanmadığımız, alaturka tuvalet kullanmanın püf noktaları gibi konularla haşır neşir olabiliyorum bugünlerde. Bu arada Gizem buradayken Migros’tan tuvaletlere asmak için aldığım kancalar inanılmaz sükse yaptı. Alaturka tuvalet kullanmak gerçekten bir zanaatmiş. Klozet’i bulan adama duyduğum saygı ve sevginin haddi hesabı yok.

İnanılmaz komik olaylar da olmuyor değil aslında. Bir kere hayatımda duymadığım küfürler ve deyimler öğreniyorum. Annem kara kaplı bir defter vermişti, ona yazıyorum bu lafları. Bir ara o defterden buraya geçiririm. Fragman niyetine sizle şu özlü sözü paylaşmak istiyorum. ” Kışın güneşine, orospunun sikişine, komutanın gülüşüne aldanmayacaksın…”

PS: Yazdıklarımı bir nefeste yazdım, içinde bin tane tapaj ve imla hatası olduğuna eminim ama asker ağzı ile belirtmek lazım gelirse…. “skiim mına koim”

Ahkamlar

Switch to our mobile site