online pharmacy usa

Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image
Scroll to top

Top

Ahkam kesilmemiş

Digiturk bahane, memeler şahane!!

Son yazdığım post’u okumamış olanlarınız hemen aşağıya doğru scroll ederek bu açıklarını kapatsınlar. Nitekim bugünki konumuz biraz ilintili biraz alakalı. Son post’umda Kubrick Amcamızın The Shinning ile her nevi insanı aptal kutusu televizyona nasıl kitlediğinden ve kültür farkı gözetmeksizin herkesi nasıl etkilediğinden bahsetmiş hatta “ulan aslında haksızlık ediyorum ben bu karakoldaki insanlara galiba. Bak doğru düzgün bir şey verildiğinde gayet açıklar konuya” diye içimden geçiriyordum. Sevgili arkadaşım Derin, Facebook üzerinden şöyle bir yorum yaptığında; “hacı o adamlar kubrick’e gösterdikleri ihtimamı silikon ayakkabı tabanına da gösteriyolar merak etme.. yani emin ol 20 kubrick gelse yine yontamaz o adamları” onun karamsarlığına vermiş, “hayır benim karakolum farklı” demiştim. Fakat değilmiş. Kubrick bir hataymış, tatlı bir tesadüf, bir vahaymiş. The Shinning’ın arkasından o ayarda bir takım filmler seyrettirmeye çalıştım, fakat başarılı olamadım. Türlü klasikleri, çeşitli kült filmleri hatta eski şahaneliklerin yeni versiyonlarını da denedim, kesinlikle bana mısın demediler. Son dönemde film seçiminde kullandığımız mottomuz “ne kadar meme, popo varsa o kadar iyidir ortağım” oldu.

Action Max’de gece yayınlanan filmlere hiç rast geldiniz mi bilmiyorum ama bana eskiden ShowTV’nin Cumartesi geceleri yayınladığı 3. sınıf Amerikan Wietnam filmlerini hatırlatıyorlar. Sarışın, büyük memeli, kısa şortlu, oyunculuk yetenekleri memelerinin ebatları ile ters orantılı olan kadınlar ellerinde büyük büyük silahlarla ormanlarda koşturuyorlar. Filmlerin ana fikri hep o memeler. Bufilmlerden herhalde 1235 tane çekmişlerdir ve hepsini ShowTV minimum bir kere yayınlamıştır. Şimdi de ActionMax kalitesiyle seyrediyoruz kendilerini. Bütün gece zapla meme avındayız. Nerede meme ya da bir sevişe sahnesi, hatta sevişme sahnesi potansiyeli taşıyan bir film ismi görüyoruz, orada pitstop veriyoruz. Durumumuzun acizliğini söyle açıklayabilirim:

Elinde kumanda biri konuşuyor… “yok mu lan söyle kırmızı noktalı bir şeyler?…” diğeri cevap veriyor… “bu gece yok galiba ortağım”, öbürü atlıyor…. “guydeye bak guydeye… bak bak bak sek en di citi var… boşuna isminde seks yok illa eninde sonunda bir şeyler gösterir..”

Bu konuşmanın sonunda 3 bölüm ard arda Sex And The City seyrettik. Tetikte meme bekledik. ha çıktılar ha çıkacaklar. Bu elbiseden fırlayacaklar yok bu gecelikten fırlayacaklar diye nefeslerimizi tuttuk bekledik. Allah’ın sopası yok ya bütün sezonların en edepli 3 bölümüydü. Ara sıra seks konusunda yorum yapmak dışında kimsenin eli kimsenin eline deymedi. Bizimkiler sövüp sigara içmeye gittiler.
Bu arada derdimi paylaşmadan geçemeyeceğim; şafak 26. Şu 4 ay iyi kötü geçti. İte kaka yüzdüm yüzdüm (Gizem’i unutmamak, ona da kredi vermek adına yüzdük yüzdük) kuyruğuna geldim ama şu son günler geçmek bilmiyor. Nasıl olacak bilemiyorum zaman durdu sanki. Saatler günde bir kaç kere 3-4 saat takılı kalıyor sanki. Ama öyle ya da böyle yakın zamanda AdamlarYapıyor’un karakol maceralarımdan kurtulup asli görevine döndüğünü göreceksiniz. Esen kalın.

Ahkamlar

Switch to our mobile site