online pharmacy usa

Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image
Scroll to top

Top

16 Ahkam Kesilmiş

Cuma gibi yapan Çarşamba Anketi

Bu muhteşem Çarşamba günü bize Cuma muamelesi yapar da biz ona yapmaz mıyız?

Hemen seyrediyoruz bu son haftanın en fena işlerini. Geçtiğimiz Cumartesi günü çeşitli insanlar beni taraflı, örgütlü olmak, iddialı ve yenilikçi işleri kıskanmak gibi konularda itham ettiler. Kanımca burada yayınlanan işlerin her biri birbirinden fena işler. Bunların bazılar prodükisyon açısından, diğeri strateji, bir başkası ise metin yazımı konusunda sıkıntılı. Bazı bazı da oyunculuk konusunda fena. Bunlar benim kişisel fikirlerim olup neredeyse hiç birinin ne reklam ajansına bakıyorum, ne de herhangi bir ajansa özel bir kılım var (burada yalan söylemiş olabilirim, halihazırda bir ajansa büyük nefretim var, daha önce söylemişliğim var, bir daha söylemeye gerek yok). Nitekim ankette yarışan ve aslında muhteşem olduğunu düşündüğünüz bir iş varsa, vurun kahpeye (kahpe ben oluyorum) söyleyin. Bunlar benim şahsi seçkilerim. Hürmetler.

Savunmamızı yaptık, şimdi önümüzdeki fena maçlara bakıyoruz.

Önce oy sonra yorum;

 

Penti – En fena jingle ödülü aday adayım Penti. Çıkış noktası klişe; “iyi görün, kendini iyi hisset ey kadın” diyor. Şu “pedim yanımda o halde dünyada aşamayacağım sorun yok” temalı ped reklamı stratejisi olmuş bu bildiğin. Bence asıl sıkıntı jingle’ı yazan metin yazarında, bir de kostümde. Çoraptan çok anladığımı söyleyemem ama bir tane güzel kıyafet görmedim. Yanlışım varsa düzeltin hanımlar.  Başroldeki kadın gayet güzele benziyor ama o kıyafetlerle en fena oluyor. Jingle ise ilkokul 4 okuma bayramı standartlarında (okumayı yazmayı biraz geç sökmüş, jingle metinlerinden belli). Ama iş Macaristan’da çekilmiş o yüzden muhteşem olmuş. İddialı ve yenilikçi.

Kent – Biz bunu her sene yapıyoruz. Bayram dediğin mutluluk, paylaşma falan ama her sene ajitasyonun dibine vurup yalnız kalmış çeşitli yaşlı insanlar üzerinden sizi kötü hissettiriyoruz. Yine dayınızı amcanızı görmeye gitmek yerine Amsterdam’a gittiniz değil mi sizi gidi kendini bilmezler. Sevgiler Kent.

Rodi Mood – Bu film konusunda kafam karışık, her yerde “herkes filmden inanılmaz mutlu, oyuncular kariyerlerindeki en iyi iş olduğu konulu beyanatlar veriyor, reklamverenler geri dönüşten çok memnun” gibi haberler uçuşuyor. Ben bilemedim. Rodi Mood marka ismi üzerinden kelime oyunları, kafiyeli metin yazarlığı üzerinden reklam filmi yapmak falan. Bir de şu kullanılan karakterler üzerinden acaba telif hakkı ödenmiş midir? Merak ettim şimdi bak…

Karaca – Ben bu ajitasyon işini Kent’e bırakmalarını öneriyorum. Nitekim onlar kadar başarılı olamadıklarına inancım tam. Uzun uzun ah evlenen kızım evden gidiyor, en mutlu yemekleri bununla yiyin emi kızım dialogları. Olmuş mu? Bence Kent 1-0 önde.

Pepsi – Bütün reklamda tek elle tutulur şey Azra. Bir o güzel. Hayırdır Pepsi bayram filmi son dakikaya kaldı herhalde. Son anda mı aklınıza geldi? “Ah lan bayram geliyor” mu dediniz? Hayırdır? Bir de nasıl bir marka stratejisi, bu işin “kontör alana Pepsi bedava” olmasına 3 var. Bu konu tartışmaya açık bir konu tabii. Ben de dar görüşlü olabilirim, vizyonum eksik olabilir. Tartışalım derim.

 

Comments

  1. sf

    Kent–500 yıllık klişeyi kullanıyorsun.Ayrıca evet bizi büyütmüş bu yaşa getirmiş insanları senede sadece 2 bayramda hatırlayan bitmiş bir toplumuz.En azından bunu ortaya çıkarman güzel.Çok kötü reklam.

    Rodi Mood–10 Gün düşünüp ortaya çıkardığın ingilizvee kafiyeleride halk acayip anladı hastası oldu dilden dile dolaşıyor zaten.Kötü reklam.

    Karaca ve Pepsi–Biri kızı ağlatmaktan başka birşey yapamamış,diğeride son bir kaç reklamında 30cm ağızlı bir kızı güldürüyor.

  2. karaca reklamında kadının dişlerinde bişeyler kalmış ? ( DETAYLARA TAKILMAKTAN BÜYÜK RESMİ GÖREMEDİ )

  3. ..

    Ne zaman gelişecek bu reklam sektörü bizde? “Alametifarika” tarzı reklam ajansları olduğu sürece imkansız.

  4. Rdl

    Emegin icine etmek bu kadar basit mi. Site yoneticisi begenmedi diye kotu reklam mi oluyor? Ben TV’ye baktigimda bana kotu gelen onlarca reklam goruyorum. Ama vardir bir bildikleri. Briefi bilmeden musterinin derdini bilmeden, neden reklamin oyle yapildigini bilmeden kotu demek acemilik ya da cekememezliktir sadece. Ayrica kotu diye milletin onune sunarsan kotuyu secerler keske birde like butonu koysaydin. Begenenlerin oranina da baksaydik.

    • Eren

      Bir şeye açıklık getirmek istiyorum, bunlar benim kişisel tercihlerim. Doğal olarak ankete benim beğenmediklerim giriyor. Okuyucular da benim beğenmediklerim arasından seçim yapıyor. Ayrıca okuyucularımın da bu filmlerin neredeyse hiç birini beğenmediğini yorumlarından anlıyorum. Nasıl Kristal Elma bir juri tarafından beğenilen işlere veriliyorsa burada da juri benim. Benim blog’um benim kararım. Bu seçimde demokratik bir düzen aramak abes. Ama şu konuda hak verebilirim, “keske birde like butonu koysaydin” (de ayrı yazılır bu arada copy paste ettim üzerime kalmasın) anket sistemime like butonu koyamıyorum, fakat aynı post içerisinde “sevenler de buraya gelsin” diyerek bir anket koyma fikri fena değil. Nitekim benim “bu reklamı yapanlara kılım” gibi bir çıkış noktam yok. Nitekim burada olan işler o kadar kötü ki hiç bir şekilde ucundan tutmak istemezdim. Her hangi bir şekilde alakadar olmak benim için utanç kaynağı olur, eşime dostuma bu işlerde çalıştığımı söylemezdim. Bundan sonra önerdiğiniz gibi bir de beğenenlerin oranını öğrenmek için bir sistem üretmeye çalışacağım. Öneri için danke.

  5. sado

    penti: kızın ışıklardaki ilk sahnesi güzel, tam bir iş kadını, daha seksi ve güzel, ben hatunu böyle tercih ederim ama sonra penti işin içine giriyor ve abla birden E5 kenarında işe çıkmış birine dönüyor, balo bölümüne girmiyorum bile…kötü

    kent: kent yıllardır bu tarz reklamlar yapıyor ve bence rakiplerine oranla da büyük fark atıyor, evet ajitasyon yapıyor ama bunu yıllardır çok iyi işliyor… bir şeker firması olarak vizyonları bir sürü büyük firmaya taş çıkartır derim ben, ki çevremde beğeneni de çoktur bu reklamın

    pepsi: yaaa arkadaş şu pepsinin ben kendimi bildim bileli iyi bir reklamı çıkmadı herhalde…bazen acaba pepsinin türkiye distribitörü coca cola falan da mahsus böyle dandik işler mi yapıyor diye merak etmiyor değilim, yaa koskoca pepsi (kalmadı koskocalık ama neyse) seda sayanı bile reklam yüzü olarak seçti bu memlekette…otur sıfır

    Karaca: öncelikle bana bir şark kurnazlığı gözüktü reklamda, anneyi oynayan kadın geçen sene kansere yakalanan bir oyuncu vardı adını şimdi hatırlayamadım (adını koyamadıkları bir dizide falan mı ne oynuyordu) direk ona benziyor, oradan da hafiften bir bilinçaltına oynama durumu var sanki, ikincisi babanın taşıdığı kutudaki bebek, lösemi reklamlarındaki çocukların bebeğinin kopyası… tv’de evlenecek kızı görene kadar ben direk kanser derneklerinin bir tanıtımı sandım…sonra baktık kızı evleniyor tamam da bari oyuncu seçimini düzgün yapsaydınız, o kız hiç evlenecek bir kız gibi durmuyor, daha çok şehir dışında bir okul kazanmışta oraya gidecek bir kız tipi var…otur eksi on…

    rodi mood: karakterleri sevdiğimden dolayı fazla kötü şey yazmaya gerek yok…telif mi? o ne demek? yeniyor mu? kötünün iyisi diyebilirim

  6. ozlem

    rodi mood, turkcell kampanyasına mı yoksa kafiyeye mi vurgu yapsa bilememiş bir halde. “tek reklamda iki işi de halledelim” demiş gibiler. hadi şimdi hepbirlikte dudaklarımızı uzatıp muuuud diyoruz :s

  7. gerçek

    rodi mood tek amacı iğrenç bir reklamla kafalarda yer etmekti… tıpkı yamuk bir adidas afişi gibi…

  8. Göktuğ

    Kimsenin gözüne çarptı mı bilmiyorum fakat Pepsi spotunda Azra Akın’ın hareketleri Kate Upton’ın hareketleriyle inanılmaz bir benzerlik içeriyor.Bilmeyenler için : http://www.youtube.com/watch?v=MCUnWIs88CQ

  9. Göktuğ

    Kimsenin gözüne çarptı mı bilmiyorum fakat Pepsi spotunda Azra Akın’ın hareketleri Kate Upton’ın hareketleriyle inanılmaz bir benzerlik içeriyor.Bilmeyenler için : http://www.youtube.com/watch?v=MCUnWIs88CQ

    • Eren

      Göktuğ seni inanılmaz bir insan olarak şu an fişledim. Ben de düşündüm diye söylemiyorum, ama dile getirdin diye seni kutluyorum.
      Bana andırıyor diye kimseye andırmak zorunda değil diye düşünmüştüm ve yazmamıştım ama sen de yakaladıysan tek başıma değilim demektir.
      Açıkça söyleyebilirim, barız aynı dansı yapıyor. Amma velakin dans da sadece Kat Upton’un yaptığı bir şey değil “makarena” yapmak gibi yani.
      Bir de bence buradakini daha çok andırıyor http://www.youtube.com/watch?v=FcJScBLIEX4&feature=fvwrel hürmetler Göktuğ.

      • Göktuğ

        Doğruyu söylemek gerekirse sanki andırmak veya bir rastlantıdan çok bilerek düşünülmüş olabileceğini düşünmüştüm.Daha sonra ankette verdiğiniz reklamları bir daha izledim ve ne kadar naif olduğumu gördüm.

        • Eren

          Valla bence über seksi bir dans, sonuçta Azra Akın da bakıp “oha baya iyi hatun, böyle dans edeyim güzel oluyor ” demiş olabilir. Yapsın benim için sıkıntı yok.

  10. NUH

    iyi veya kötü kararını verdiğiniz bakış açınızı anlayamıyorum ….En iyi reklam hedef kitlesine vermek istediği mesajı bilinçli veya bilinçaltı veren reklamdır.Yanlış anlamayın lütfen ama reklamlara yorum yapan insanlar reklam sektörü içerisinde mi acaba ?Kaç kampanya oluşumda bulunmuşlar?Emek dediğimiz şey bu kadar basit bir şekilde harcanacak bir şey değil beyler bayanlar. . . Bir reklam spotunun oluşum evrelerini göz önünde bulunduruyor musun acaba ?Reklamları keyfi değil de amacı doğrultusunda yorumlamaya çalışırsanız reklam dünyasında kendinize bir şeyler ekleyebilme şansınız olur…TEŞEKKÜRLER. . .

    • Eren

      Ben 8 senedir reklamcıyım. Çeşitli ajanslarda çalıştım. Her biri Türkiye’nin en iyi 3-5 ajansından biriydi. Bir duayen olduğumu iddia edemem, lakin çömez de sayılmam, biraz tecrübem var anlayacağınız. En iyi reklam sattırandır. Reklamın amacı budur. Reklamveren parayı ajansa bunun için verir. Fakaatt reklam hiç bir zaman sadece reklam değildir. Örnek vermek gerekirse BMW’nun yaptığı her reklam filmi için amaç “sattırmak” değildir.
      Marka algısı, imajı, konumlandırması yaratmak da reklamın amaçlarındandır. Sadece bu amaca hizmet etmesi için ajanslarda stratejik planlama departmanları vardır. Ben mesela stratejik planlamacıyım. O yüzden “sattırdı mı o zaman iyi iş” demek biraz naiflik olur.
      Bu “emek” kavramı da benim için göreceli ve oldukça kolay harcayabileceğim bir kavram. Yani adam 4 gün çalışmış emek vermiş diye boktan işe boktan diyemeyeceksek, o iş olmaz. 4 günlük emek sonunda o iş dandik olduysa, demek ki 10 gün çalışmak lazımmış yetmemiş. Ya da bu işi yapmamak lazım. Reklama sanat demek kadar ileri gidemem ama yaratıcılıkla direkt bağlantılı olmadığını da söyleyemem. O zaman şöyle bir sonuca varabiliriz; yeteneğin yoksa başka bir iş yapmalısın.
      Bunun dışında daha önce de bu konuda bir şeyler yazmışlığım var; “herkese yönelik” reklam yapacağım diye seviyeyi düşürmeyi kabul edemem. İnsanları salak, cahil ve bayağı görme gibi bir lüksümüz yok. “Hedef Kitle Anlamaz” reklamcının kendini allah sanmasından ortaya çıkan bir söylemdir. İyi reklam yaparsan herkesi yakalarsın, herkes mesajını anlar. Sana bana ona hepimize dokunabilen iş yaparsan o iş iyi reklam olur. Yok “bu iş D SES grubuna hitap etmeli” diye “Rodi Mood veri good” sloganlı reklam yaparsan bu iş kötüdür. Effie ödülleri ile Cannes arasındaki farkı bilir misiniz bilmiyorum ama açıklayayım. Effie pazarlama başarısını ölçer, Cannes yaratıcılığı. Effie “kampanya sonunda kaç tane sattın?” diye sorar, Cannes rakamlarla ilgilenmez. Adamlar Yapıyor da rakamlara çok bakmıyor, ben yaratıcı işi seviyorum. Yaratıcı bulmadığımı da eleştiriyorum.

  11. CAHİT KARABOK

    Dünyanın en iyi insanı Eren Ağabey’i çok seviyoruz.

Ahkamlar

Switch to our mobile site